|
|
http://yazılanları dogru buldugum açıklamalar sizlerin fikirleri nelerdir
................................................................................................................
“Cehennemin en sıcak yeri, ahlaki kriz zamanlarında
tarafsız kalanlar için ayrılmıştır”.
Dante
Türkiye’nin karanlık ve kirli gerçekleri Ergenekon ile birer birer gün yüzüne çıktı. Bİrilerinin darbeye meşru zemin hazırlamak ve bu şekilde hükümeti düşürmek için, kaos ortamı yaratmaya çalıştığı ve bunu yaparken kirli cinayetler işleyebileceği ve/dahi kendi görüşünden insanları bile sırf bu amaçları uğruna katledebilecekleri görüldü. İddianame ortaya çıktıktan sonra bu çete ile ilgili delillerde medyada yer aldı. Bunların medyaya yansıması ve dava süreciyle birlikte Atatürkçü Düşünce Derneği’nin Yönetim Kurulu üyesi Prof. Şengül Hablemitoğlu istifa etti. Büyük ihtimalle bu kirli bağlantıların ortaya çıkmasından sonra sayın Hablemitoplu, kimlerle birlikte ’saf tuttuğunu’ anlamış oldu.
Peki bunu ’sol’ halen anlayamadı mı?
Daha öncede bahsettiğim gibi bu yapı, bir çok uzmanında belirttiği gibi, ABD’nin komunizmle mücadele için kurduğu derin bir örgüt. Avrupa’da çökertildi; çunku artık işlevini kaybetmişti. Türkiye’de de soğuk savaş sonrasında işlevini kaybetti ve şu günlerde ABD’nin biten desteğiyle tasfiyesi başladı. Belki bu derin örgütün son yıllarda ‘anti amerikancı’ bir söylem geliştirmiş olması, ‘amerikalı abilerini’ kızdırmış ve bu tasfiye sürecini hızlandırmış olabilir. Neticede bu büyük yapı, kendisine ayak uyduramayan küçük yapıyı (ergenekon örgütü) tasfiye etti. (yazının devamı için..)
Bu noktada bize düşen bu yapının tasfiyesiyle ortaya çıkan derin gerçeklerin üzerine gitmek. Zaten derinlerle inildiğinde bize anlatılan şeylerin, aslında gerçek olmadığını görüyoruz. Bunlar zaten bir çoğumuzun bildiği, ama bir türlü dile getiremediği şeyler. Mesela, Uğur Mumcu’nun İranlı ‘dinciler’ tarafından öldürüldüğüne bu ülkede kaç kişi inanıyor? (sanıyorum buna en başta gizli amerikancı ilhan selçuk inanmıyor, gerçi kendisi bu konular gündeme geldiğinde hep ‘unutkan’ oluyor, ama..)
Burada bahsetmek istediğim aslında ergenekon örgütünün yapısı değil, Ergenekon’a karşı solun genel tutumu olacak.
Bu noktada en baştan, Ergenekon’un avukatlığını yapan, kontgerilla avukatlarını ’sol’ olarak görmediğimi belirteyim. Bunların başında chp ve tkp geliyor. TKP’lilerin bu avukatlığı, ‘anti amerikancılık’ üzerinden yapmaları ise beni epey güldürüyor. Bu tasfiyenin ABD ve AKP’nin eliyle yapılmış olması, bu yapının kirli faaliyetlerinin önüne geçemez. Neticede ortada bir ton karanlık cinayet ve kontgerilla faaliyet var. Bunlara sırf ABD ve AKP desteği olduğu için göz kapamak, en başta hiç insani değil. Belirttiğim gibi, bu iki grubu ve türevlerini baştan ’sol’ olarak görmüyorum..
Bunun yanında, böyle durumlarda üç maymunu oynayan ve yarı demokrat-yarı militarist takılan Bir Gün gazetesi, radikal gazetesi (bir kısmı) yazarlarınıda ’sol’ tarafta görmek epey zor. Böyle büyük bir yapının tasfiye sürecinde ‘tarafsız’ kalma işi zaten bu yarı demokrat-yarı militarist yazarların işi olabilir. Onlar köşelerinde demokrasi sosuyla servis ettikleri, yarı demokrat yazılarına devam etsinler.
Peki neden?
Bu iki grubun Ergenekon davasında böyle bir tavır alması aslında eper ironik. Kafalarında modernitenin tek ölçütü ‘laiklik’ olduğu için (o da çağdaş ve demokratik değil, tam bir militan laiklik), kafalarındaki bu tek modernite ölçütününde gideceği korkusuyla otoriter devlete sığınıyorlar.
Bu bana epey komik geliyor. Yani, bir hakimin, karşısına gelen ve yakınını cinayette kaybeden başörtülü bir kişiye karşı, sanık sandalyesinde cinayetten yargılanan başı açık bir bayanı savunması gibi. Hakim bunu yaparken, ‘ben laiklikten yanayım’ diyor ve cinayet suçlusu sırf başı açık ve ‘laik’ olduğundan dolayı ceza görmüyor.
Aynen bu örnekte olduğu gibi. CHP, cinayetten yargılanan katillere, ‘laiklikten yana taraf olmak’ gerekçesiyle sahip çıkıyor. Teşbihte hata olmaz..
Burada asıl üzerinde tartışmamız gereken şey ise, AKP ve Ergenekon’a aynı şekilde karşı çıkan ve bir üçüncü cephenin mümkün olduğunu söyleyen solun tavrı. Bu noktada bu iki şeyi ayrı değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum. Şunu unutmamalıyız ki, bu tarz davalar ardında bir siyasi destek olmadan sürdürülemez. AKP’yi eleştiririz, orası ayrı. Bu noktada akp karşıtlığı yapmak gereksiz. AKP desteklenmeli ve hatta cesaretlendirilmelidir.
Tabi, geçmişin karanlığı ardında saklanan gizli gerçekleri görmek istiyorsak.. Bir afrika atasözü şöyle der, ‘eğer nereden gelindiği bilinmiyorsa, nereye gidildiği de bilinmez’..
Saygılar..
AŞK
Aşkı sordular bana
Gel de cevaplandır bir çırpıda
Derken başladım anlatmaya
Dedim, aşk Mecnun ile Leylanın
Ferhat ile Şirinin
Kerem ile Aslının
O yüce aşkları gibi
Gayri bilmem ben başka aşk
Onların aşkları bir başka
Aşkları uğruna gurbet içinde gurbet
Vuslat içinde vuslat
Yanmak içinde yanmak
Ölmek içinde ölmek
İşte böyle erdiler
Gönül birliği ile
Vahdeti vücuda
Buldular fena içinde bekayı
Geçtiler kararsızlıktan mutlaka
Derken oldular meftun
Her şeyi ile mestane
Aynen âşık ile maşuk gibi
İşte aşk böyle bir şey
Uğrunda delmek dağları
Boğmak yağmurlarla çölleri
Aşındırmak bütün yolları
İşte aşk böyle bir şey
Bak aşk şu bülbülün güle
Nidaettiği
Aşk şarkıları gibi
Âşık neyzenin huya
Nefes ettiği
Aşk tılsımları gibi
İşte aşk böyle bir şey . . .

 
İnanayım mı artık
Bitirdiğim sevdalarımdan sonra senin gerçek olacağına
Kaldıramam artık inan bana
Bir daha çıkamam yeni bir yola
Yüreğimin götürdüğü sevdam
Hislerimin karşılığı
En önemlisi olacaksan sonum ol
Uzakta olsan da yalansızım
İnancım ol
Gelme bakma ama sev beni
Öpme dokunma sadece kal sol yanımda
bu da senden gelen cevaptı aşkım...
inan sevgilim... hiç birşey bu kadar gerçek olamaz. hayal gibi ama varlıktan bile gerçek... madem ki yüreklerimiz bizi birbirimize getiren ve hislerimiz ellerimizi birleştiren. öyleyse uzak bile olsak gelemesek,göremesek de içimizdeki sevginin gerçekliği herşeye değer...
inan sevgilim... bu yaşadıklarımız rüya değil... en az bizim kadar gerçek... hayal gibi ama olağanüstü gerçek... sana olan sevgim kadar gerçek....

Gözündeki ateş kaşbini yakınca Sandım ki aşkımız ömür boyunca Meğer bu bir oyunmuş kolay oynanan Beni sevdiğin var ya o bile yalan Yalan yalan yalan yalan yalan.... Ayrılık yok artık böyle demiştin Bilsen seni nasıl nasıl sevmiştim Oysa gerçek farklıymış uyandığım an Anladım ki bu sevgi koca bir yalan Yalan yalan yalan yalan yalan.... Söz vermiştin bana seninim diye Başka bir aşk bulmuşsun bile kendine Söyle mutlu mu şimdi kalbini çalan Yoksa bu yeni sevgin o da mı yalan YALAN YALAN YALAN YALAN YALAN YALAN YALAN YALAN YALAN YALAN YALAN YALAN YALAN YALAN YALAN...
Ne olurdu ömrümce çocuk kalsaydım Ne hasreti bilirdim nede dertleri Hiç kimse dünyama girip çıkmazdı Oturupta ağlamazdım bütün geceleri
Umudum yıkılmaz yıkan olmazdı İnanıp sevdiklerim zalim çıkmazdı Acılar kalbimi böyle yakmazdı Ne olurdu ömrümce çocuk kalsaydım
Tanımazdım kara vijdanlıları Yıkılmazdı gönlümün umut dağları Görmezdim arkamdan hançer vuranları Ne olurdu ömrümce çocuk kalsaydım
Güneşimsin
Sen her sabah kıpkızıl tanyerinden uyanan Güneşimsin,ışığımsın benim sevdiceğim Işıltılı bir dünya değil tek istediğim Ömür boyu ateşim ol şu gönlümde yanan
Sevdasız yaşantına gönül verdim kim ne der Sen yeterki aşkla okşayan sevgilerle gel Benden yana nazından başka yok hiç bir engel Sadece pamuk ellerini ellerime ver
Kanatlanmak gerekse iki kalp arasına Sen bakışımın ucunda donakal öylece Bin asır geçsede çözülmesin bu bilmece Her gün her an aşkını aşkımda arasına
|
|
 
Şehitlerimizin Anısına
Şehitler Vurulunca Değil Unutulunca Ölür...!

|

Adana [ 1 ]
Adiyaman [ 2 ]
Afyon [ 3 ]
Agri [ 4 ]
Amasya [ 5 ]
Ankara [ 6 ]
Antalya [ 7 ]
Artvin [ 8 ]
Aydin [ 9 ]
Balikesir [ 10 ]
Bilecik [ 11 ]
Bingöl [ 12 ]
Bitlis [ 13 ]
Bolu [ 14 ]
Burdur [ 15 ]
Bursa [ 16 ]
Canakkale [ 17 ]
Cankiri [ 18 ]
Corum [ 19 ]
Denizli [ 20 ]
Diyarbakir [ 21 ]
Edirne [ 22 ]
Elazig [ 23 ]
Erzincan [ 24 ]
Erzurum [ 25 ]
Eskisehir [ 26 ]
Gaziantep [ 27 ]
Giresun [ 28 ]
Gümüshane [ 29 ]
Hakkari [ 30 ]
Hatay [ 31 ]
Isparta [ 32 ]
Mersin [ 33 ]
Istanbul [ 34 ]
Izmir [ 35 ]
Kars [ 36 ]
Kastamonu [ 37 ]
Kayseri [ 38 ]
Kirklareli [ 39 ]
Kirsehir [ 40]
Kocaeli [ 41 ]
Konya [ 42 ]
Kütahya [ 43 ]
Malatya [ 44 ]
Manisa [ 45 ]
Kahramanmaras [ 46 ]
Mardin [ 47 ]
Mugla [ 48 ]
Mus [ 49 ]
Nevsehir [ 50 ]
Nigde [ 51 ]
Ordu [ 52 ]
Rize [ 53 ]
Sakarya [ 54 ]
Samsun [ 55 ]
Siirt [ 56 ]
Sinop [ 57 ]
Sivas [ 58 ]
Tekirdag [ 59 ]
Tokat [ 60 ]
Trabzon [ 61 ]
Tunceli [ 62 ]
Sanliurfa [ 63 ]
Usak [ 64 ]
Van [ 65 ]
Yozgat [ 66 ]
Zonguldak [ 67 ]
Aksaray [ 68 ]
Bayburt [ 69 ]
Karaman [ 70 ]
Kirikkale [ 71 ]
Batman [ 72 ]
Sirnak [ 73 ]
Bartin [ 74 ]
Ardahan [ 75 ]
Igdir [ 76 ]
Yalova [ 77 ]
Karabük [ 78 ]
Kilis [ 79 ]
Osmaniye [ 80 ]
Düzce [ 81 ]
      
 


Bu memleketin ekmeğini yiyip suyunu mu içiyorsun?
Bu ülkenin ilelebet var olmasını istiyor musun?
Oku o zaman.
Yahudiler Hitlerin elinden kurtulduklarında hiçbir şeyleri kalmamıştı. Bırakın devlet kurmayı yiyecek ekmekleri dahi yoktu. Ancak Uluslaşası camia Almancanın soykırım yaptığını kabul ettiğinde yahudilere tazminat yolu açılmış oldu. Yahudiler açtıkları davalarla neredeyse tüm alman şirketlerini ve alman bankalarını tazminata mahkûm ettirdi. Bugün satılan bir Mercedes’ten bile belli oranda İsrail hükümetine pay gidiyor ve bu durum gizli değil, zaman zaman gündeme geliyor. İsrail bugün dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Ülkelerinde nükleer reaktörlerden tutun en son teknolojiye sahip uçak fabrikaları bile var.
Ancak Hitler döneminde dünyanın en zengin ve en gelişmiş ülkesi olan Almanya bir dönem toparlanmış gibi görünse de belini doğrultamadı. Ekonomisi son 10 yıldır gittikçe kötüleşiyor.
Ermenistan çok fakir bir ülke. Hiçbişeyleri yok. Açlar. Sanayileri, markaları Hiçbişeyleri yok. Avrupa’nın lider ülkesi Fransa’nın bu soykırımı tanıyıp bize tazminat davası açılması yolunu açması bir anda tüm diğer ülkelere sıçrayacak. Şu an ciğerci kapısında bekleyen kediler gibi ellerinde dosya bekleyen Ermenistan hükümeti açacağı binlerce tazminat davası ile Türkiye’yi çok zor duruma düşürecek. Zaten belimiz kurulduğumuz günden beri bükük duruyor, bu tazminatlar Osmanlıyı çökerten kapitülasyonlar gibi bizi de çökertecektir.
Siyasi görüşün ne olursa olsun, bu memleketin insanıysan bu maili yayabildiğin kadar yay, şu bilinçsiz halkını uyarmaya çalış. Fransız markalarından alışveriş yapma, 3 kuruş fazla ver, 2 adım fazla yürü başka marka kullan. Cebin haysiyetinin önüne geçmesin
              
çok iyi bildigimiz fakat aklımıza getiremediklerimiz...
İÇİNDEKİ SES ATEŞE ÇAĞIRIYOR
Ekranda bir reklâm; "Çalkala Mehmet çalkala! Çalkala Zeynep çalkala…"
İsimlerin tarihî ve kültürel mânâlarını düşünürken görüntüler midemi ayağa kaldırıyor. İsimleri öyleyken kendilerinin Müslüman - Türk oldukları hiçbir yerlerinden ve hallerinden belli olmayan tipler habire çalkalayıp duruyor bir taraflarını. Aklıma düşen ise şu hikaye oluyor;
Zamanın birinde bir padişah karın ağrısı çekmeye başlar. Feci halde hasta olmuştur ve devasını da bulamamaktadır. Derken bir tıp bilgini aynı zamanda da hikmet ehli bir şahıs gelir. Durumu sorar, derdi dinler ve der ki " Padişahım siz öğünlerinizde ne yersiniz?" Padişah sayar da sayar. Neredeyse kırk çeşit yemek adı geçer ağzından bir öğün için. "Peki" der bilge hekim. "Şimdi o bir öğünde yediğiniz yemeklerden birer parça alıp bir tabağa koyalım. Diğer bir tabağa da sadece peynir ekmek koyup birkaç gün bekletelim." Hekimin istediği yapılır ve tabaklar uygun bir yerde beklemeye alınır. Aradan birkaç gün geçer ve hekim, padişahın huzuruna iki tabağın da getirilmesini ister. Padişahın her öğünde yediği yemeklerden oluşan numunelerin bulunduğu tabak pis kokusundan ve rezalet görüntüsünden dolayı oradaki herkesin tiksinmesine sebep olur. Birbirine karışmış yemekler küflenmiş, kurtlanmış ve kötü bir şekilde koku salar olmuştur. Bir de sadece peynir ekmek dolu tabağa bakarlar. O tabak diğerine nispeten daha sağlam ve sağlıklı kalmıştır. "Gördünüz mü padişahım" der bilge hekim. "İşte sizin midenizin ağrı sebebi! O kadar yemeği mide kabına doldurursanız midenizde buna benzer hale dönüşür ve elbette sancısını çekersiniz!" *** Ekrandaki Mehmetler, Zeynepler çalkalarken aklım bu hikayede. Uzun zamandır geniş bir coğrafyanın insanlarına karmakarışık şeyler verdiler altın tepside. Çorbaya dönmesi yetmezmiş gibi bir de çalkalatıyorlar bize iyi mi? Çalkalattırılan Mehmetlerin, Zeyneplerin beynî sancıları, kafa ağrıları o kadar büyük ki! Fakat ne kadarı farkında işte o da başka bir sorun.
"Ana ve babaya öf bile demeyin" emri ile muhatab olan insanların ferdlerinden onaltı yaşındaki bir genç kız çarşafla annesini boğuyor, ardından arkadaşlarına parti veriyor. Bir diğeri sevgilisiyle ailesini yani anne, baba, abla ve ağabeyini öldürüyor. Bir başka liseli aşırı dozda eroin almak suretiyle daha onbeş yaşındayken intihar ediyor. Bunlar olurken evlerimizdeki bomba patlıyor, çıkan patlama sesi ise şunlar; "İçindeki Sesi Dinle!"; "Ateş Seni Çağırıyor"; "Ben Özgürüm!"
Tabiri caizse iffet tabağımıza dışı boyalı zehir koyuyorlar. Fikrimiz rotasını sapıtıyor. Sapıtan düşünceler hayata tutunamayınca bizden istenen "Çalkala aslanım çalkala!" oluyor. "İşte aldık fikrini, ruhunu, her şeyini… Bir hayvan gibi sadece bedenin kaldı. Bedenin payı ise bu dünyada, hayvanî zevklerdir ancak. Sen çalkalamaya devam eyle!"
Henüz sekiz yaşında olan bir kız "Onsekiz yaşıma gelince artık bana karışamayacaksınız" demiş babasına. Ta bu yaşında özgürlüğü kafasına sokmuşlar. İstediği gibi yaşamak, giyinmek, gezmek, eğlenmek… Medyadaki Özgür Kız'larımız bu yüzden vizyonda değil mi! Özellikle kızlar çünkü kadındaki iffeti alırsanız ailenin temeline dinamiti koymuşsunuzdur demektir. Ailenin kundaklanması ise toplumun dolayısıyla devletin yok edilmesi demek değil mi? Bu ne biçim sistem ki fikri, zikri, şükrü olmayan sadece özgürlük ve hayvanî zevkler peşinde bir nesil yetiştiriyor! Kim buna bilinçli olarak destek ise yazıklar olsun! Gaflette olanlara ise bir an önce gönül gözü açıklığı diliyoruz Mevla'dan.
Yüce Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de "Kötü duygularını kendisine tanrı edinen kimseyi gördün mü?"(Furkan 43) buyuruyor. İçindeki sesi ıslah edemeyip de insanlığını yitirenlere ve kendi nefsini kendine ilah edinenlere ne demeli ki acaba! Peygamber iken Hazret-i Yusuf bile "Ben yine de nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis şiddetle kötülüğü emreder. Ancak Rabbimin rahmetiyle yarlığadığı müstesna."(Yusuf 53) demek suretiyle içinden yani nefsinden gelen kötülüğü kabul ederek bize örnek olurken bizim neye dayanarak içimizdeki sesi dinlememiz öğütleniyor anlamak mümkün değil. Rabbimiz yardımcımız olsun yeryüzünü nefs putuyla ve kanla dolduranlara karşı!
Özgürlüğü kullukta bulmanız duasıyla Rahman ve Rahim olan Mevlamıza emanet kalınız.
  
 
SÖYLEDiKLERiNiZE DiKKAT EDiN,
DÜSÜNCELERiNiZE DÖNÜŞÜR......
DÜŞÜNCELERiNiZE DiKKAT EDiN,
DUYGULARINIZA DÖNÜŞÜR......
DUYGULARINIZA DİKKAT EDİN,
DAVRANIŞLARINIZA DÖNÜŞÜR......
DAVRANIŞLARINIZA DİKKAT EDİN
ALIŞKANLIKLARINIZA DÖNÜŞÜR.......
ALIŞKANLIKLARINIZA DİKKAT EDİN,
DEĞERLERİNİZE DÖNÜŞÜR.......
DEĞERLERİNİZE DİKKAT EDİN,
KARAKTERİNİZE DÖNÜŞÜR.......
KARAKTERLERİNİZE DİKKAT EDİN,
KADERİNİZE DÖNÜŞÜR.........
HERŞEY SİZİN İÇİNN
>>1. Dünyada en az 2 kisi sizi ugrunuzda ölecek kadar seviyordur..
>>2. Dünyada en az 15 kisi ugrunuzda ölmese de sizi seviyordur....
>>3. Biri sizin gibi olamadigi için size çok imreniyordur..
>>4. Sizin bir gülümsemeniz, size bakan birçok yüzü aydinlatiyor...
>>5. Her gece birisi mutlaka uykuya dalmadan önce aklindan sizi geçiriyordur.
>>6. Birisi için dünyalara bedelsinizdir....
>>7. Siz olmadan yasayamayan en az 1 kisi var....
>>8. Siz sahip oldugunuz bütün özelliklerinizle kendinize özel ve eşsizsiniz...
>>9. Varligindan haberiniz bile olmayan biri, sizi seviyordur..
>>10. Dünyanin en büyük hatasini bile yapsaniz,mutlaka bundan size yarayacak birsey çikar.
>>11. Bütün dünyanin size sirtini döndügünü düsündügünüzde,etrafiniza bir bakin... belki de sirtini dönen sizsiniz..?
>>12. Birseyi elde edemiyeceginizi düsünürseniz ona asla sahip olamazsiniz.Ama kendinize inanirsaniz er ya da geç istediginizi elde edersiniz.
>>13. Insanlarin sadece iltifatlarini aklinizda tutun,kabaliklarini unutun. :)
>>14. Her zaman insanlara onlarla ilgili ne hissettiginizi söyleyin,bilmelerini sagladiginizda kendinizi çok daha iyi hissediceksiniz
Alyansı neden dördüncü parmağımıza takmalıyız
Bunun, Çinliler'in anlattığı çok güzel ve inandırıcı bir açıklaması var... Başparmak, anne-babanızı, İşaret parmağı, kardeşlerinizi, Orta parmak, sizi, Dördüncü parmak (yani yüzük parmağı), hayat arkadaşınızı, Ve serçe parmak, çocuklarınızı temsil eder.
İlk önce avuçlarınızı birbirine bakacak şekilde açın. Orta parmakları bükün ve sırt sırta birleştirin.
Daha sonra kalan dört parmağınızı da fotograftaki gibi açıp, uç uca getirin. Şimdi, anne babanızı temsil eden başparmaklarınızı ayırmaya çalışın... Açılacaktır, çünkü anne babanız sizinle birlikte ömür boyu yaşamayacaktır. Er ya da geç onlardan ayrılmak zorundasınız.
Baş parmaklarınızı önceki gibi birleştirip, kardeşlerinizi temsil eden işaret parmaklarınızı ayırın. Onlar da ayrılacaktır, çünkü kardeşleriniz kendi ailelerini kurup, ayrı bir hayat seçer.
İşaret parmaklarınızı birleştirip, çocuklarınızı temsil eden serçe parmaklarınızı ayırın. Onlar da ayrılacak, çünkü çocuklar da evlenir ve bir gün kendi hayatlarını kurar.
Son olarak serçe parmaklarınızı birleştirip, eşlerinizi temsil eden yüzük parmaklarınızı ayırmaya çalışın. Ayıramadığınızı görünce şaşıracaksınız. Çünkü karı-kocalar hayat boyu bir arada yaşarlar... İyi günde ve kötü günde....
SEVEN İNSAN , AYA BENZER; GÜNEŞ OLMADIĞINDA YALNIZ BIRAKMAZ SEVDİĞİNİ. BİR PARÇA OLSUN YANSITIR GÜZELLİĞİNİ... SEVEN İNSAN, SICAK OLUR; GÜLDÜĞÜNDE ISITIR YÜREKLERİ, ÜZÜLDÜĞÜNDE SIZLATIR. SEVEN İNSAN, BAĞLI OLUR; HER AN FARKLI YAŞAR GÜZELLİKLERİ VE YENİDEN KEŞFEDER SEVDİĞİNİ... SEVEN İNSANIN YÜREĞİ AĞIRDIR; NE TAŞIMAYA GELİR YAŞAM BOYU, NE DE EĞİLİP BIRAKMAYA
SEVGİ İLGİYLE BAŞLAR , HOŞLANMA İLE DEVAM EDER, AŞK İLE SONSUZ OLUR , ÖLÜMLE SON BULUR.
'' RUH İKİZİ --
Dünya üzerinde milyarlarca insan yaşıyor. Bütün bu kalabalığın içinde sizin için olabilecek en ideal insanı bulmak istiyorsunuz. Ruhunuzu anlayan, aynı zevkleri paylaşabilen, beraber gülünebilecek ve de ağlanabilecek, iyisiyle kötüsüyle kabul edebileceğiniz size göre en iyisini bulmayı hayal ediyorsunuz. Yani kısacası ruh ikizinizi arıyorsunuz harıl harıl. Peki bulmak kolay mı? Ya da mümkün mü?
Bir çoğumuz aslında kendimizin kim olduğunu bile bilmiyoruz. Hayattan ne beklediğimizi, nasıl bir kişiliğe sahip olduğumuzu açıklamakta zorlanıyoruz. Hatalarımızla yüzleşemiyoruz, dolayısıyla düzeltemiyoruz. Aynı hataları tekrar tekrar yapıyoruz. Bizim içim iyi olanı değil de toplum için kabul edilebilir olanı istiyoruz. Şöyle düşünelim. Ruh ikizmiz şişman, kel ve fakir olabilir. Ama biz onun için fazla güzelizdir. Ya da dört kere evlenmiş, boşanmıştır. Olmaz, çünkü dört kere evlenen birini ailenize kabul ettirmekte zorlanırsınız. Sizden küçük veya büyük olabilir. Yine olmaz. Aylardır işsizdir. Olmazzzz. Bir hastalığı olabilir. Asla olmaz. Olmazların listesini bir koca defter tutabilir. Her insanın idealinde bir liste vardır. Bu liste hem toplum hem de kendi ideallerimizden oluşan bir karmaşadır. Hatta o kadar idealize edilmiştir ki çoğu zaman herkesin listesi birbirine benzer. Zengin, yakışıklı, şöyle böyle… Bazen de çok aşık oluruz. Bunlardan birkaçını listeden öğretmen bakmadan siliveririz. Sıkıntılar baş gösterince bir daha ki denemede aynı şartları daha büyük harflerle yazarak listenin başına yeniden ekleriz. Böyle sürer, gider. Kendimizi kandırarak hazırladığımız bu liste uzar da uzar. Biz ise internet'lerde, barlarda, sokaklarda, bir dans kursunda istediğimizi bulmak için çırpınır, dururuz. Forumlarda yakınır, 'Nerede o kişi?' diye tepiniriz.
Ruh ikizini bulmak için bütün bunların hepsinden vazgeçmek lazımdır. Beklediğin tek ama tek şeyin sevgi olması gerekir. Hiçbir incelemeye, teste tabii tutmadan sadece sevgi adına beraber olabilmektir. Tabii en önemli şart karşıdaki kişinin de aynı şeyleri hissediyor olması gerekir. Sizi olduğu gibi kabul edecek, siz de onu. Her ne şart olursa olsun. Şimdi arkanıza yaslanın ve düşünün. Hayatınızda bu kelimeye sığdırabileceğiniz kaç kişi oldu ve siz listenize uymadığı için kaçını elediniz? Ya da kaç kişiye eksiklikleri belirgin olsa da sadece mutlu olmak adına şans verdiniz? Ya da en önemlisi verdiğiniz kişiler sizi niye hayal kırıklığına uğrattı? Neyi eksik yaptılar? Pek çok ilişki eften püften sebeplerle bitiyor. Hatta zamanımızda ilişkilere yüklenen anlam o kadar ciddi bir boyuta taşındı ki, kimse kimseyi fazla dayanmaz oldu. Küçük hatalar ile büyük hatalar birbirine karıştı. Herkes her şekil mükemmel olacak, yoksa güle güle gibi bir yerlerdeyiz artık.
Kısacası beklentilerimiz, umutlarımız olduğu müddetçe ruh ikizlerimizi bulmamız mümkün değil. Yine de yeni çağ'da ruh ikizlerimizi bulmak için hazırlanmış küçük bir listeyi aşağıda bulabilirsiniz. Uygulayabiliyorsanız sizleri ayakta alkışlıyor ve başarılar diliyorum. Bir yeni çağcı olarak çağımızın buna hazır olmadığını düşünsem de yine de savaşmak adına hodri meydan!
- Yeni tanıştığınız insanlarla konuşurken onların önce yaşını, mesleğini veya diğer klasik konuları konuşmak yerine en sevdiği çiçeği sormayı deneyebilirsiniz. Cevap verirse neden diye devam edebilirsiniz. Vereceği cevabı gerçekten dinleyin, yani bu konu sizi ilgilendirsin. Böyle şeyleri sevmeyen biriyseniz zaten bu listedekilerin hiçbirini yapmayın. - Asla karşılaştırma yapmayın. Ruh ikizleri farklı zevklere sahip olabilir. Hatta bu bazen avantaj bile olabilir. Değişik şeyler öğrenebilirsiniz. - Başkası ile bir ilişki içerisindeyse o kişiyi gerçekten sevip sevmediğini kesinlikle öğrenmelisiniz. Eğer hali hazırdaki ilişkisini bitirmek için bir şey yapmıyorsa asla ruh ikiziniz değildir ve olmayacaktır. - Bir liste yapın. Evet yine liste. Ama bu listede boy pos, gelir düzeyi olmasın. Kendi karakterinizde tamamlanmasını istediğiniz özellikleri veya onun kişiliğinde istediğiniz en iyi ve dayanabileceğiniz en kötüleri listeleyebilirsiniz. Bu listeyi aklınıza iyice kazıyın. - Ümidinizi asla kaybetmeyin. Yaş ne olursa olsun her zaman vakit vardır. - Geçmiş ilişkilerinizi olabilecek en objektif şekilde tekrar gözden geçirin. Neden başarısız oldunuz? İlişkinizde kötü giden neydi? Aynı hataları tekrar etmemeniz önemlidir. - Naz yapmayın. Dürüst ve içten olduğunuz takdirde cesur olmak güzel bir davranıştır. - Geçmiş ilişkilerinizin acısından tümüyle sıyrılın.Tam anlamıyla yeni bir başlangıç yapmalısınız. Geçmişin hatalarını geleceğe yüklemeyin. - Kesinlikle alçak gönüllü olun. Sakin ve tutarlı davrandığınız takdirde doğru insan gelecektir. - İnsan tecrübesi edinin. Kim sahte kim gerçek anlayabilirseniz, zarar görmezsiniz.
  

basit yaşamak
Basit yaşayacaksın...
Meselâ; susayınca su içecek kadar basit.
Dört çıkacak, ikiyi ikiyle çarptığında.
Tek düğmesi olacak elindeki cihazın;
tek bir düğme, tek bir cümle gibi;
sevince lafı dolandırmadan söylediğin
“seni seviyorum” gibi.
Basit bir öpücük yetecek sana;
basit sıcak bir öpücük.
Ve o öpücükle dolacak tüm günlerin, tüm düşlerin.
O öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını,
o öpücük için yiyeceksin hayatının dayağını.
Kabak çekirdeği verecek sana
rakamların veremediği mutluluğu.
El yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir mektup olacak
en değerli kâğıdın;
hep yanında taşıdığın, atmaya kıyamadığın.
İki harekette giyiniverecek,
iki harekette soyunuvereceksin.
Kısacık olacak uyanman
ve yola çıkman arasında geçen süre;
kısacık olacak, sıcacık kollara dolanman
ve yolculuklara çıkman arasında geçen süre.
Kendin bile anlayabileceksin yazdıklarını;
bakışların bile anlatabilecek kendini.
Beklentilerin de basit olacak.
Kaf Dağı’nın önünde bekleyecek mutluluklar.
Bir ıslıkta bulabileceksin en uzun dostluk romanını;
ya da bir damla gözyaşı yaşatacak sana
en ucuz aşk romanını.
Pankreasının sağlığına dua edeceksin kapatırken gözlerini.
Zafer işareti yapacaksın tuvaletten çıkarken.
Bir kaşarlı tost olacak aradığın
nasıl oturacağını bilemediğin sofrada;
parmakların olacak en kıymetli çatalın.
Yine, aynı parmaklar çözecek en karmaşık denklemleri.
İskender’in kılıcı duracak avukat rehberinin yanında.
Bir filarmoni orkestrası veremeyecek sana
kontrplak bir gitarda, doğru basılmış bir
“fa diyez”in mutluluğunu.
Makyajın ilk “a” sına kadar bilmen yetecek.
Temizlik kokacak en pahalı parfümün.
“Bilmiyorum” diyebileceksin bilmediğinde
ve çok normal olacak onu da bilmeyişin.
Tek dereden su getirmen yetecek,
bir “istemiyorum” diyebilmeye.
Ne durduğu farketmeyecek abanın altında.
Saatin, sadece saati gösterecek;
Telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın.
Küçük bir not defteri olacak bilgini en hızlı sayan.
Basit yaşayacaksın, basit.
Sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi basit...
|
Seninle öpüşemem…
Çünkü sen hayatımın diğer yarısını geçireceğim erkek değilsin.
Seninle öpüşemem..
Sen benim çocuklarımın babası değilsin.
Sen her sabah uyandığımda yanımda görmek istediğim adam değilsin.
Seninle öpüşemem..
Çünkü ben herkesle öpüşmem…:))J
Seninle öpüşemem..
Çünkü hiçbir öpücük masum değildir.
Seninle öpüşemem..
Çünkü sen başka pencereden bakıyorsun yaşama. Benimle geçmişimi yargılamadan birlikte olabilecek, beni taşıyabilecek, ne bir dünya görüşün var nede bunu kabul edebilecek bir çevrede yaşıyorsun.
Öpücük benim için bir ilişki başlangıcıdır.Senin içinse tahmin ediyorum sadece cinsellik..!
Ben sevdiğim adam için ölürüm..
Onu yüceltirim, onura ederim, başarısını desteklerim.
Sense sevdiğin kadın senin istediğin üzere başını örtüyorsa seni sevdiğini sanırsın..
Benim için namus sevdiğini aldatmamaktır, dostuna yüz çevirmemektir, dünyanın tüm sorunlarını kalbinde hissetmektir,
Haksızlığı görmektir,
Kimseyi satmamaktır,
Kendi iç dünyandaki yolculukta iyi olanı seçmektir…
Senin içinse namus, kadını senden önce kimseyle yatmamış olmasıdır..
Senin için namus içki içmemek,
Dine uygun giyinmek,
Dine uygun davranmaktır.
Ben gençlerin sevgiden doğan bedensel mutluluğu yaşamalarını ve bunu yaptıkları için hiçbir tehlikeyle karşılaşmamalarını istiyorum..!
…
…
OYSA…
Ne hoş adamsın..
Akıllı, duygusal, yeniliğe açık bir kafan var.
Yanlış haritayla büyümüşsün,
Yanlış yerde doğmuşsun..
Pardon yanlış yer değil
Çünkü seni sen yapan pek çok sevdiğim özelliklerinde bu doğduğun yerden…
Özünden kaybetmeden
İlerlemen dileğiyle…
“Görmek hiçbir sanısı, hiçbir kuralı olmayan bir zihin gerektirir…”
16.05.2005 CİRCASSİON
Sevmek mi?
HiC TaNimaDiM!!!
Ya gülmek?
CoKTan UnuTTum!!!
Yasamak mi?
BoSVeR!!!
Ask ne mi?
BüYüK BiR YaLan!!!
Mutsuzluk mu?
O BeNiM DüNYaM !!!
Bırak ellerimi tutma artık.bakma gözlerime gözlerim acıyor.sensizliğe alışmak zor ama deneyeceğim.bırakıp gittiğinden beri alışmaya çalışıyorum.birde sensizliğin acısına.hepsi eskide kaldı mutluluklarım,şimdi ise acıların bana kaldı.senden gelen herşey güzel acıda olsa,acın tat olur içimde ama sensiz senden habersiz.sensizken mutluyum senden uzakta hasretin içimde hep uzaktaaa.....
yalancı
|
| Tarih ve saat:
| 22 Ekim 2007 Pazartesi saat 19:00
|
| Konum adı:
| izmir hilton
|
|
|
| |
       
 
Bir rüzgar ki, değil saçlarımı kalbimi savurdu...
Bir hülya ki, tüm sahile gece gibi çöktü... Bir sevda ki, kalbimi umutsuzlukla söndürdü...
Öyle bir hasret ki bu yüreğimdeki, Değil bağrımı, dağları deldi... Öyle bir yakarış, yalvarış ki bu, Bir tek tanrım duyuyor sesimi...
HAYATA DEĞER BİR YAŞAM
SEVMEYE DEĞER BİR AŞK
DOSTLUĞA DEĞER BİR ARKADAŞLIKTAN
ASLA VAZ GEÇME...
NE EKSİK NE FAZLASINI ARA
VE SENİ ÜZENLE ASLA UĞRAŞMA......
        
DOSTLUK
Serüvendir yaşamak ; Ne getirir , ne götürür belli olmaz ,
Birgün ağlar , birgün gülersin . En umutsuz anında ; Yaşlar süzülürken yanaklarından , Birden donuverir hatırladığında , Işığın olur , karanlıkları delersin .
Ya da katılırken kahkahalarla , Yüzünde açan gülleri göstermek istediğin , Belki yanıbaşında belki çok uzaklarda ,
Ama bir yürek atışı kadar yakındır sana . Kasvetli bir sabaha merhaba dediğinde gülerek , Ya da düz yolda tökezlediğinde , Ellerini avuçlarında hissedersin . Çoğu zaman yalnızsındır kalabalıklarda ;
Sahte gülücüklere sahte gülücüklerle karşılık verirsin İlişkiler vıcık vıcık , Menfaat , ihanet , riya vardır hep etrafında , Tiksinirsin Hani bazen manasızdır yaşamak ; Ot gibiyim der dalar gidersin , Bir film şeridi gibi geçerken yaşadıkların ,
Bir iki kareye takılır gözlerin , O karelerden sevgi akar damarlarına , Birden canlanır , dirilir , güçlenirsin. Dört elle sarılırsın sonra hayata , Meydan okursun , kafa tutarsın ,
Dünyayı sırtlayıp gidesin gelir , Ben de buradayım dersin Bir kucak açarsın Kolların dünyayı sarar , Bir gülümser , içinde çiçekler açar , Yüreğinde mevsim ilkbahar olur . Yanında yüksek sesle düşünür , En mahrem sırlarına ortak edersin . Kimi zaman kalbini kırdığın , Kimi zaman gönlünü aldığın olur
ARTIK
Rüzgar yari sürükle kalbime
Yağmur gözyaşlarım olmasın artık
Bulut yarin üstüne seril
Güneş onu benim gibi yakmasın artık
Gül yari çağır kokunla
Dikenler elime batmasın artık
Yaprak yare bir fısılda
Toprak onu benim gibi çekmesin artık
Aşkım tezgah olan kalbimde serili
Yarim onu hergün deşme artık
Yar aşk bıçağını bileme gözyaşımla
Bırak paslansın bıçak kesmesin artık
Çarmıha gerildim kulpsuz bir dolapta
Ayak seslerini duyamam artık
Maziye sen git fotoğraflarla
İstesem de geri gelemem artık
Balıklar ağlayıp da deniz tuzlu olmasın
Dalgalar sahile vurmasın artık
Dalgalar sahile vurmasın artık
Aşkım imdat deyip kurtulsun elinden
Tuzlu sularda boğulmasın artık
Çeşme yaptırın her yerine yeryüzünün
Mecnunlar çölde susuz kalmasın artık
Şifresi çözülsün bütün kalplerin
Sevginin kıymeti bilinsin artık....

ACILARA TUTSAK
Neden bu yaşam böyle
Soguk kuru buruk?
Neden gecem, gündüzüm bir
Işiklar.. kopuk kopuk?
Içimdeki bu hiçlik
Uzar da gider, uzar da gider.
Yaşamak istiyorum bir sevmelik
Bu kadari bana yeter.
Mutsuzlugun karanlik yollarinda kör,
Zaman gerçegine tutsak olmuşum.
Yenik düştüm acilarima durdu asansör
Işiksiz, neş'esiz, tedirgin. Ve ben yalnizligimda tek.
Acilar sonsuz, acilar geniş, acilar zengin.
Zaman gerçegine tutsak olmuşum,
Kendime kendim yasak olmuşum.
Alın Yazımla DövdüğümKalp atışım kadar gerçek, çok yakınsınGökkuşağı gibi sıcak, renkli, lakin;Ulaşılmayan, tutulmayan, yaşanmayan..yaşanamayansın.Kar tanesi gibi yıllardır biriktirdim içimde,Sıcak teninle, kokunla büyüdü arzularım.Can ne ferman dinler özümde, dizemdeHasretle vuslatını bekler saran kollarım.Tam sevdamız doldurdu derken miadını,Pembe rüyalarımda yaşayıp sayıkladım adını,Her ne kadar kokunu çeksem de, özledim tadını.Benliğimde aşk acısının naraları çınlasa da,Çare bulamadım sensizliği yakıp yıkmaya,Alın yazımla dövdüğüm ukdem, can parçamsın.Emaneti teslim ettin yaz günü ,Sabırla girecektik, telli duvaklı gerdeğe,Gerçeklerin baskın çıktı, sevdalı gerçeğe,Yüreğimde can acısının yaraları varolsa da,Söz geçiremedim gönlüme, bağırıp çağırdım.Gönül gözümle gördüğüm yalancı msın,,,
    
        


       
Istanbul
       

Yıkık kent sevdası işte bitiyor...
Oysa sen dokunurken bu şehre, şehir inlerdi. Adımlarından anlardım gelişini Bir çok insan yürüyor şimdi adımlarını sürüdüğün caddelerde… Ama hiçbiri senin yüzündeki tebessümü vermiyor bu kez benim yüzüme
Şimdi gidişini herkes göz yaşlarımdan anlıyor. Sen olmayınca, hiç kimse olamıyor hiçbirşeyim… Eyleme dayalı göz yaşlarım akmaktalar bir bir…
Dünyanın umurunda mısın? Oysa ben seni dünyanın şahdamarı sanırdım. Yıkılan kent sevdası işte burada biter Yaşlı gözler elbet bir gün diner Bir sevda kendini düne armağan eder. Sayısız sevmelerim şimdi neye yarar Ya da geç kalmış pişmanlıklarım…
Yaram\az artık bana… Şimdi seni sonbahara sığdırıp tüm mevsimlerimi yaza gebe bırakıyorum. Sesi değince yüreğime başkalaşan kadın!... Hangi bahar hazır olursun aşkıma? Bekleyim, sırtımda bıçak gibi keskin duran soğuğumla…
Yaşanmışlıklarını sen biriktir öyle gel!... Ben yaşayamadıklarımla özlerim seni yine Kin vurmaz yüzüme bilirsin Bencillik nedir bilmem ben… Mart soğuğu değerken tenime, sen yaşa benim sahip olamadıklarımı… Yarınlar uzak değil biliyorum. Ellerin arayacak beni zamansız… Biliyorum…
Sesi değince yüreğime sevda yeminini özleten kadın!... Gideceksin biliyorum. Gecikmedin gitmek için, geldiğin kadar geç kalmadın yani Bu kadavra aşkımın yüzüne bile bakmadan Şehrimi enkaza teslim edip gittin…
Güzel bakışlı, masal yüzlü dev Kahraman! Ne çok büyüttüm gözümde seni ve ne kadar çok büyüdüm gidişinle Mevsimsiz bir yalnızlıkla sevdim seni Sevdiğimden habersiz dolaşırken sen bu caddeleri Kızıl nehirlerde boğulmamak için düşlerimi can simidi yaptım kendime…
Sen benim tekdüze edilmiş masalımdın… Ben bir tek senin gözlerine kanardım. Sen duymasan da ben söylerim, kulaklarında çınlasın… Yaşıyorum, hep sana kalıyorum Ve ben hep seni özlüyorum…
Duymadığın tek kelimeyi ödenmesi gecikmiş bir senet gibi Haczedilmiş kıymetli düş gibi adrese teslim ediyorum… Borcumun bedeliyse bu sözler İşte ödüyorum…
YALANCI
       
       
Bağlanmayacaksın b ir şeye, öyle körü körüne. "O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni, Senin onu sevdiğinden. Çok sevmezsen, çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın. Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın. Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin. İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları... Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak. "O benim." diyeceksin. Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin... Mesela gökkuşağı senin olacak. İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. Mesela turuncuya, yada pembeye. Ya da cennete ait olacaksın. Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...
Ölen bedendir, ruh değildir. Sönen külllerdir, ateş değildir. Gülümseyen gözlerdir, gamzeler değildir...  Sevilen yürektir, bedeni değildir..!!
güneşten gölgeden esen yellerden bastığın toprağın her zerresinden boynuna taktığın beyaz inciden sana selam verip gecen birinden ne bileyim işte kıskanıyorum seni el-alemden kıskanıyorum  kıskanıyorum kıskanıyorum kıskanmak aşkın kanununda var gerçek seven kalbi bu duygu sarar güller arasında gülden güzelsin tanrı kullarının incisi sensin görünme gözlere nazar değmesin seni kem gözlerden kıskanıyorum seni el-alemden kıskanıyorum kıskanıyorum kıskanıyorum seni kendimden bile kıskanıyorum
 
Allahim sevdigime cile dert verme istere her gun bana bin azap versin ne olur umitsiz gunler gosterme isterse derdine bin dert eklesin kul hatasiz olmaz oda oyledir belki de suc bende gunah bendedir benceyasamak onu oyle sevmektir yeter ki saolsun yetisir bana....
Ayaklari tasa gelmesin yeter yerine olurum yasasin yeter ayda yilda yuzunu goreyim yeter isterse yilarca sormasin yeter kul hatasiz olmaz oda oyledir belki de suc bende gunah bendedir bence yasamak onu oyle sevmektir yeter ki saolsun yetisir bana....
Bin turlu isyanda olsa dilimde yasama sevincimi alsa elimden bilsem ki huzur vermez bana kabrimde yinede severim kalpsiz olsada kul hatasiz olmaz oda oyledir belki de suc bende gunah bendedir bence yasamak onu oyle sevmektir yeter ki saolsun yetisir bana....
KUL HATASIZ OLMAZ
Yanımdayken Aradım Seni
|
Yanımdayken Aradım Seni
Sen varken de aradım seni, yokluğunda olduğu gibi, belki seversin diye beni, çözmeye çalıştım seni....
 karanlıkta aradım seni, korkmadan, soğuk kaldırımlarda aradım, bıkmadan, artık bıktım yokluğundan, soruyorum seni, her tanıdığından....
 sensizliği kaldıramam bilirsin, bilirsin de nerdesin, sen şu yarama tek çaremsin, sen hergün ağlattığın yüreğimsin....
 satırları senle doldurdum, her geçene seni sordum, hiçbir şeyden değil, sensizlikten yoruldum, artık kalbime adını koydum...
sana aittir bu yürek bitanem |
|
akamayan gözyaşlarım !
Akşam olunca, güneş battığında başlıyor en büyük hasretim... Her saniye özlesem de, en çok karanlıkta koyuyor özlemin... Her gece bir yıldız seçiyorum, adını sen koyuyorum... Akşam olunca, güneş battığında başlıyor en büyük hasretim... Her saniye özlesem de, en çok karanlıkta koyuyor özlemin... Her gece bir yıldız seçiyorum, adını sen koyuyorum... Ve her gece kayıp gidiyor seçtiğim, ve hayalimdeki gözlerin..
Herşey ama herşey tekrar tekrar yaşanabilir... Peki ya geçip giden zaman? Bir daha ne zaman gelir? Asla sevdiğim asla... Durduramayacağın tek şey zaman, sana olan aşkım gibidir...
Söyle sevdiğim, ağlamakla gözyaşı biter mi? Bitmez, ağlama nedenin biter, gözyaşın bitmez değil mi? Benim sonum ne olur peki bitanem? Ne gözyaşım biter, ne ağlama sebebim...
Öyle derin bir his ki bu, her saniye içimdesin... Yanımda olmasan da, hissediyorum seni, hayalimdesin... Söyle hasretim, ben sensiz nasıl yaşarım? Bütün bunların sebebi anlatılamaz güzelliğin...
Hayat, tesadüfler oyunu, ecelin ensesi, kaderin cilvesi... Sensin, yıllardır aradığımsın eminim ki... İstediğim herşeyi gördüm sende sevdiğim... Titriyor ellerim ellerinsizlikten, bu sensizlik neden ki?
Bir gülüşüne ömrümü, bir bakışına herşeyimi veririm... Hiç düşünmeden senin yolunda ölüme bile giderim... Sonsuza kadar da olsa seni bekleyeceğim... Bir dokunuşuna canımı adar, bir
M(Seni Seviyorum)? deyişine sabrederim...
Ve her gece kayıp gidiyor seçtiğim, ve hayalimdeki gözlerin..
Herşey ama herşey tekrar tekrar yaşanabilir... Peki ya geçip giden zaman? Bir daha ne zaman gelir? Asla sevdiğim asla... Durduramayacağın tek şey zaman, sana olan aşkım gibidir...
Söyle sevdiğim, ağlamakla gözyaşı biter mi? Bitmez, ağlama nedenin biter, gözyaşın bitmez değil mi? Benim sonum ne olur peki bitanem? Ne gözyaşım biter, ne ağlama sebebim...
Öyle derin bir his ki bu, her saniye içimdesin... Yanımda olmasan da, hissediyorum seni, hayalimdesin... Söyle hasretim, ben sensiz nasıl yaşarım? Bütün bunların sebebi anlatılamaz güzelliğin...
Hayat, tesadüfler oyunu, ecelin ensesi, kaderin cilvesi... Sensin, yıllardır aradığımsın eminim ki... İstediğim herşeyi gördüm sende sevdiğim... Titriyor ellerim ellerinsizlikten, bu sensizlik neden ki?
Bir gülüşüne ömrümü, bir bakışına herşeyimi veririm... Hiç düşünmeden senin yolunda ölüme bile giderim... Sonsuza kadar da olsa seni bekleyeceğim... Bir dokunuşuna canımı adar, bir
M(Seni Seviyorum)? deyişine sabrederim...
|
BELKİ İMKANSIZ BİR AŞKTI BENDEKİ..
BELKİDE İMKANSIZIN ÖTESİYDİ.
BAZEN SENİ DÜŞÜNÜRKEN GÖZLERİM DOLUYOR..
BAZENDE KENDİMİ HIÇKIRIKLAR ARASINDA BULUYORUM.
EWET BENDE LANET EDİYORUM AŞKA!!!
BENDE İMKANSIZ BULUYORUM AŞKI ADETA.
BAZEN ÇOK KORKUYORUM SEWGİLİM..
O GECE GÖZLERİME UYKU GİRMİYOR..
KORKUMUN ASIL NEDENİ SENİ KAYBETMEK.
!!!!SENİ KAYBETMEK!!!
BİZİMKİSİ BİR SAKLAMBAÇ OYUNU..
AMA EN KÖTÜSÜ İKİMİZDE
BİRBİRİMİZİN NERDE OLDUĞUNU BİLMİYORUZ!
WE BİLMEYECEĞİZDE..
ÇÜNKÜ ADI AŞK BUNUN
İMKANSIZDIR HERZAMAN......
Yanıyorum cehennem misali yokluğun
Bu yüreğe bir tek sen yakışırdın
Sen yoksan bu yüreği istemiyorum
Yüreğime İNTİHAR VAKTİ!!!
SEN YOKSUN
WE BİR DAHADA OLMAYACAKSIN 
YALANLARINLA KALBİMİ
ACITAMAYACAKSIN
KARANLIK GECELERİMDE BİR DAHA SEN
OLMAYACAKSIN
SANA İNANDIĞIM AKŞAMLARDA 
OLMAYACAK
BİRLİKTE KURDUĞUMUZ MAWİ
DÜŞLERDE OLMAYACAK
WE ŞUNU ARTIK BİLMELİSİNKİ...
BİRDAHA KALBİM
SENİN İÇİN
ÇARPMAYACAK!!!
NE DEDİMSE İNANMA
seni değil kendimi kandırıyorum..
seni istediğin kadar warlığın ta kendisi ol
ölümsüzlüğün ta kendisi ben
günden güne YOK olmaktayım..
bütün ışıkları kaldırıp attım biryana
ANLIYORMUSUN!?
gökyüzüm güneş olsa sensiz
KARANLIKTAYIM..
BİR RÜYAMIYDI YOKSA
GERÇEKMİYDİ...!
TEK BİR KURŞUNMUYDU
SENİ BENDEN ACITARAK
KOPARAN...
|
KALBİM SEWDİĞİME KALEMİM ELLERİME
ŞİİRİM DEFTERLERE KÜSMÜŞ
ARTIK GELMİYOR İÇİMDEN YAZMAK
YA SENİ DAHA AZ SEWİYORUM
YADA SEWDİKÇE KAYBOLUYORUM
KENDİMİ İFADE EDEMİYORUM
SÖZLER KAFİ GELMİYOR ANLATMAYA
KÜSKÜNÜM SEBEBİNİ BİLMEDİĞİM İÇİN GİDİŞİNİN
ÖNCE SANA SONRA SANA OLAN SEWGİME
SONRADA HERKESE KÜSKÜNÜM!!!
 
|
|
|

Aşkta Yarın Yoktur Sevgili Aşk Bu Dünyanın Ölçüleriyle Açıklanamaz Sevgili O İlkel Bir Acıdır, Yaban Bir Ağrıdır. Gelir ve İçimizdeki O Çok Eski Bir Şeye Dokunur. Sonra Bir Perde Açılır ve Yolculuk Başlar Bu Yolculukta Artık Para, Tarifeler Beklentiler, Randevular, Taksitler, İş, Anneler ve Korkular Yoktur
 Aşkın Kendi Gerçekliği Vardır Sevgili. İnsan Başka Bir Işığa Teslim Olur, Daha Derinden Anlamaya Başlar, Bilgeleşir Hiç Bilmediği Sezgileriyle Buluşur Yükü Çok Ağırdır, Kendiyle Buluşmuştur Hem Dışındadır Dünyanın, Hem de Tam Ortasında. Hindistan'da Ganj Nehri'nin Yakılan Yoksun Adamın Hissettikleri de Onunladır, Yitirdikleri de... New York'ta, Bir Sokakta, Kartondan Kulübesinde Yaşayan Kadının Çıplak Yalnızlığı da Her Şey Onunladır, Ona Emanettir Sanki, Ama O, Çıldırtıcı Bir Yalnızlık İçindedir Yine de... Aşkın Kültürlü Olmakla, Bilgili Olmakla da İlgisi Yoktur Sevgili, Kanımıza Karışan İlkel Acı, O Yaban Ağrıyla Hiçbir Kitabın Yazamadığı Hakikatlere Daha Yakınızdır, İnan...  Kim Demiştir Hatırlamıyorum, Aşk Varlığın Değil, Yokluğun Acısıdır Diye. Belki de Bu Yüzden İlk Gençliğimde, O Yoğun Aşık Olduğum Yıllarda, Gözüme Uyku Girmez, Dudağımda Bir Islıkla Bütün Gece Şehri, O Karanlık, O Hüzünlü Sokakları Dolaşır, İnsanları Uykularından Uyandırmak İsterdim.  Uyanıp, İçimde Derin Bir Sızıyla Uyanan O Derin Sancının Acısına Ortak Olsunlar Diye... Aşk Çok Eski Bir Şeydir Sevgili Onun İçinden O Çileli Çocukluğumuz Geçer Sevdiğimiz İnsanların Çocuklukları da...  Oradan Üvey Anneler, Eksik Babalar, Parasız Yatılılar Geçer Ve Sonra Aşk Bütün Bunları Alır, Daha da Eskilere Gider, Hep O İlkel Acıya, O Yaban Ağrıya... İnsan Bazen Nedensiz Yere Umutsuzluğa Kapılır Kimselere Veremez Sevgisini, Kimselere Derdini Anlatamaz, Evlere Kapanır...  Bazen Denizler Kıyılar Çeker İnsanı. İnsan Bu Kapılmayı Anlayamaz, Oysa Çok Eski Bir Yerde Yaşanmasından Korkulup Vazgeçilmez Aşkların Sızısıdır Bu. Bu Sızı, Bu Yenilgi Mevsimlerle Yıllarla Devrilir Başka İnsanlara... Bir İnsanın Yaptığı Bir Hatanın Tüm İnsanlara Yayılması Gibi...  İşte Şimdi Biz de Sevgili, Ya Olmadık Zamanlarda Umutsuzluğa Kapılıp, Soluğu Evlerde Alacağız, Ya da Denizler, Kıyılar Çekecek Bizi. Nasıl Biz Başkalarının Korkularını Taşıyorsak, Başkaları da Bizim Korkularımızı Taşıyacak, Yenilgimizi, Umutsuzluğumuzu...  Birazdan Sabah Olacak... Para, Tarifeler, Beklentiler, Randevular, Taksitler, İş, Anneler ve Korkular Başlayacak... Bunlar Varsa Bizim İçin Geçerliyse Aşk Yoktur ve Hiç Olmamıştır Sevgili. Birbirimizi Kandırmayalım...  Hadi Güne Hazırlan, Yaşadıklarımızı Unutmaya Çalış Aşk Bize Güvenip Verdiği Büyüsünü, Sırlarını, Cesaretini, Bilgeliğini ve O İlkel, O Yaban Ağrısını Geri Alacak Bunlar Olurken İçimiz Bir an Üşüyecek, Sonra Geçecek... Hadi, Oyalanma Birazdan Yarın Olacak... AŞKTA YARIN YOKTUR SEVGİLİ

| |

hani insan ağlamak ister.
gözlerinden yaş gelmez!
hani gülmek ister.
yürekten gülemez!
hani birini bekler.
o hiç gelmez!
işte ozaman ölmek isterde..
ECEL gelmez!!...
anladımki sewerken
wazgeçmek cinayettir
we biz her suçlu gibi
sonunda cinayet işlediğimiz
yere...sewerken terketmek
zorunda kaldığımız şehre
döneriz birgün..!
tıpkı sewerken wazgeçtiğimiz
eski bir sewdalının
telefonunu çewirir gibi
GECEYARISI...


Şimdi MutLu Musun...??(...BiLemediLer...)
Olur ya bir gün tüm yüreğinle bana gelmek için yollara düşersen, seni seviyorum
demeyi hayal edip, bende seni seviyorum diye haykırmak istersen, sakin üzülüp
gözlerinden iki damla yas akmasın... Bu sözü duyabilmek istediğinde ya musalla
taşında yatıyor olacağım, yada bir mezar tasında adimi okuyacaksın...
Ne mezarıma kapanıp topraklarımı avuçlayıp gözlerinden yaslar aksin, nede soğuk
mezar taşıma ellerini değdirip dudaklarının arasından seni seviyorum sözleri dökülsün..
...Duymak isteyipte duyamadığım sözlerin, ölünce duysamda beni diriltemez...
Unutma ki ben seni bedenimde taşıdığım candan bile çok sevdim, Ben seni ölümüne sevdim, Uğrunda ölürcesine sevdim...
Sen ise beni öldürmek için her acıyı verdin ve başardın...
Şimdi mutlumusun ? Bundan böyle yokum, zaten hiç olmadığım
Hayatından çıkıp gidiyorum... Ve... sana bu şiiri bırakıyorum...
Umutlarını yitirip tüketme dediler... Oysa umutlarımın tükendiğini bilmediler...
Dudak büzüp gözyaşlarını akıtma dediler... Gözlerimden kanlar damladığını göremediler...
Her sabah doğan güneş yeni umut getirir dediler... Günesin düştüğü yerden geldiğimi bilmediler...
Hayallerini süsleyip düşlerine koy çünkü, Hayaller çocukların oyuncaklarıdır dediler...
Oyuncaklarım hiç olmadı benim, Çocukluğumu ecelin kollarında yaşadığımı bilmediler...
Güller dalında güzeldir, sevgiyle saracaksın dediler... Sevgimle sardıkça, yüreğimi dikenlerinin kanattığını göremediler...
Gönlünce yasa, kuşlar gibi özgür ol dediler... Kanadımı kolumu kırdılar, uçamadım özgürce bilemediler...
Herkes sevemez sevmek yürek ister dediler... Yüreğimi ortaya koyup sevdiğimi bilemediler... Sevdikçe ihaneti, kahpeliği yaşadığımı bilemediler.....
 
(¨*•.¸♥ ¸.•*¨) §aşk(¨*•.¸♥ ¸.•*¨) !yemini (¨*•.¸♥ ¸.•*¨)
|
AŞK, iyi geceler öpücüğünü uzun tutmaktır;
BEKLENTİDİR. AŞK, delicesine flört ederken
yanındakinin hiçbirşey yapmama hakkını teslim etmektir;
SAYGIDIR. AŞK, zaaflarınızın olduğunu ortaya çıkarır;
KABULLENMEKTİR. AŞK, şimdi zamanı değil diye beklemeyi bilmektir;
SABIRDIR. AŞK, saçlarda başlayıp, topuklarda biten bir gezintidir;
KEŞİFTİR. AŞK, "Sevişelim" demeden sevişmek,
yanındakinin ne istediğini bilmektir;
ANLAŞMAKTIR. AŞK, bağlandığını sandığında, karşındakine "Hayır" deme şansını tanımaktır;
İNCELİKTİR. AŞK, korumaktır;
SORUMLULUKTUR. AŞK, ciddi bir tokalaşmayı kıkırdamaya dönüştürmektir;
MİZAHTIR. AŞK, evinizdeki her şeyin yerinin değiştirilmesini kabullenmektir;
TESLİMİYETTİR. AŞK, saatin kaç olduğunu bilip aldırmamaktır;
NEŞ'EDİR. AŞK, sizi kucaklayan kolların gittikçe daha çok sarılmasıdır;
MUTLULUKTUR. AŞK, gecenin bir vaktinde
"Sen uyu, benim gitmem gerek" dediğinizde,
"Uyanık kalıp seni biraz daha görmeyi tercih ederim" cevabını almaktır;
SICAKLIKTIR. AŞK, tanıdığınızı zannettiğiniz insanın yeni yanlarını keşfetmektir;
TAZELİKTİR. AŞK, uyandığınızda rüyanızı yanınızda bulmanızdır. "DÜŞLERİN GERÇEK OLMASIDIR" AŞK, kocaman yatağın üçte birine sığışmaktır;
YAKINLIKTIR. AŞK, evin anahtarlarından bir kopya daha yaptırmaktır;
GÜVENDİR. AŞK, "Hoşçakal" dedikten sonra tekrar karşılaşacağını bilmektir;
KADERDİR. AŞK, "Gerindiğinizde sızlayan vücut" lafının anlamını bilmektir;
DERSTİR. AŞK, ecza dolabını açtığında, diş macunu kapağını kapatılmamış bulmaktır;
UYUMDUR. AŞK, pencereden dışarıya baktığında kiminle olduğunu hatırlamaktır;
DÜŞÜNCEDİR. AŞK, rüzgârın ağıçların arasında dolaşırken çıkardığı sesi dinleyip
sevgilisinin yanında olmadığına hayıflanmaktır;
YALNIZLIKTIR. AŞK, asla anlatılmayacak hikayelerdir;
ÖZELDİR
|
|
SEVDİKLERİNE "SENİ SEVİYORUM" DEMEK İÇİN GEÇ KALMA !!!
|
    
İSMİNİZİN BAŞ HARFİNDEN ÖĞRENİN NASIL BİRİ OLDUĞUNUZU
A Harfi: Eşiniz çok çekici olmalı.Çünkü bir şehvet düşkünü olarak buna önem veriyorsunuz.
B Harfi: Duygusallık ve romantizm özelliğiniz.Sevginizi ifade etme kabiliyetiniz kuvvetli.
C Harfi: Bencilsiniz.Seksi sevmenize rağmen uzun süre seks olmadan yaşayabilirsiniz.
Ç Harfi: Çok gururlusunuz.Sekse olan düşkünlüğünüz size pahalıya patlayabilir.
D Harfi: İstediğiniz kişiyi elde ediyorsunuz.Sıfatlarınız ise, seksi,sadık,kıskanç ve bencil.
E Harfi: Asla seks duygunuzu tamamen kaybetmiyorsunuz.İhtiyacınız sürekli ilgi.
F Harfi: Sevgilinizi ilahlaştırmaktan zevk alıyorsunuz.Sıcak ve romantik bir insansınız.
G Harfi: Sizin için söylenecek iki sözcük: Müskülpesent ve ayrıntıcı.
H Harfi: Sizi her açıdan zenginleştirecek birini arıyorsunuz.Onun için her şeyi yapabilirsiniz.
I Harfi:Sorumluluk sahibi birisiniz. Yardım etmeye bayılırsınız.Ama çok cimrisiniz.
İ Harfi: Sevilmek icin yaratılmışsınız. Ama her şeyi hep ondan bekliyorsunuz.
Bu da ilişkilerinizin kısa sürmesine neden oluyor.
J Harfi: Romantik olduğunuz söylenebilir ama sizi asıl ilgilendiren baştan çıkarmak.
K Harfi: Utangaç görünseniz de şehvetlisiniz.Aldatmaktan nefret edersiniz.
L Harfi: Sevilmekten çok sevmeye önem veriyorsunuz.Biraz maymun iştahlısınız.
M Harfi: Çok duygusalsınız. Birlikte olduğunuz insanı çocuk gibi koruyup,kolluyorsunuz.
N Harfi: Mükemmeliyetçi olduğunuz için standartlarınıza uygun birini bulmanız çok zor.
O Harfi: Para ve güç sizin icin çok önemli. Ayrıca sekse de çok düşkünsünüz.
Ö Harfi: Sizler özel insanlarsınız. Her ne kadar diğer insanlar gibi bu dünyada yaşıyor
olsanızda, aslında siz bu dünyadan değilsiniz.
P Harfi: Sizin icin hayatın anlamı sosyal statü. Biriyle birlikte olabilmeniz bu nedenle zor.
|